Kategoriler

24.12.2020

Özet
:

ADALET BAKANLIĞI'NA


       Türkiye Barolar Birliği tarafından gönderilen  “Yargı Reformu Strateji  Belgesi“ kapsamında Avukatlık mesleği açısından yeni dönemde yasama ve yürütme organları tarafından hayata geçirilmesi gerekli görülen  önerilerin 07.12.2020 Pazartesi günü saat :14.00 e kadar Birlik Başkanlığı’na gönderilmesi ‘ konulu yazı Baro Başkanlıklarımıza 04.12.2020 tarihinde ve çok geç saatlerde tebliğ edilmiştir. Mesleğimizin Pandemi sürecinde daha da artan ve artık katlanılması imkansız hale gelen sorunlarına ilişkin çözüm önerilerimizin sunulması için tanınan sürenin yetersizliği, ‘avukatlık mesleğinin sorunları ve çözüm önerileri’ ne dair fevkalade önem arz eden çalışmanın meslektaşlarımızın görüşleri alınmak suretiyle ayrıntılı bir şekilde yapılması gerekliliği karşısında, aşağıda belirttiğimiz ve sahadan bizzat meslektaşlarımızın yaşadıklarından derlenen konuları doğrudan bakanlığınıza sunarken, yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri ile ilgili olarak öncelikli talebimizin baro başkanları olarak Bakanlığınız ile yüz yüze, olmadığı taktirde sosyal platform üzerinden online bir toplantı yaparak birlikte tartışmak ve konuşmak olduğunu belirtmek isteriz.


        Avukatlık Mesleğinin ve Yargının temel sorunları ile çözüm önerilerimiz ve Yargı Reformu hakkındaki görüşlerimiz aşağıda belirtilmiştir
1-Savunma görevini gerektiği gibi yerine getirebilmeleri için Avukatların kolluk, soruşturma ve kovuşturma dosyalarına keyfi olarak uygulanan erişim engeli kaldırılmalı, bilgi ve belge temin etmelerine ilişkin yasal yetkilerinin genişletilmesi ve engelleyenlere yönelik etkin cezai yaptırım uygulanması gerekmektedir.​
• Avukatlık kanunu ve ilgili mevzuatta vaki düzenlemelere rağmen avukatların kolluk, soruşturma veya kovuşturma dosyalarını fiziki olarak incelemesi keyfi tasarruflarla engellenmekte, Uyap ortamında ise vekaletname kayıtlanmış  olmasına rağmen gizlilik kararı olmayan soruşturma dosyalarının incelenmesi savcı onayına tabi, kovuşturma dosya içeriklerinin bir kısmı ise avukatların erişimine kapalı tutulmaktadır.
• Kamu ve özel kurumlardan bilgi belge alma ya da yerinde inceleme keyfi tasarruflarla engellenmektedir. Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuatta açıkça düzenlenmiş olmasına rağmen başta tapu ve nüfus müdürlükleri gibi kurumlardan bilgi ve belge talepleri keyfi olarak reddedilmekte, fiziki inceleme talepleri ise geri çevrilmektedir. Bu türden engellemelerin etkin ceza yaptırımı ile önüne geçilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu konuda Avukatlık Kanunu ve KVKK kanununda birbirine paralel ve daha ayrıntılı düzenleme yapılması gerekmektedir.
    2-Avukatlık Mesleğinin ekonomik ve sosyal sorunları çözümlenmelidir.
• Meslektaşlarımızın ekonomik ve sosyal problemleri de Yargı’nın sorunudur ve çözümlenmelidir. Sosyal Güvenlik primi ve ağır vergi yükü altında bulunan avukatlık mesleğine gerekli destek sağlanmalıdır. Yapılan işin mahiyeti gereği tüm faaliyetin veya dava türü ayrımı yapılmaksızın Avukatlık hizmetlerinde KDV Oranının %1’e  olmadığı taktirde en azından %8 ‘e indirilmelidir.
• Hukuki güvenliğin artırılması için bazı iş ve işlemlerin avukat aracılığıyla yapılmasına  yönelik düzenlemeler yapılmalıdır.
• Bir yargılama faaliyeti olan ‘Uzlaştırma’ nın  yalnızca hukukçulara özgülenmesi, Arabuluculukta ise kıdem şartının kaldırılması gerekmektedir. Bu durum ekonomik ve sosyal açıdan en güç durumda bulunan genç meslektaşlarımız bakımından ciddi bir katkı sağlayacaktır.
• Zorunlu Arabuluculuk sürecinde tarafların vekille temsil edilmesi ve vekil ücretinin olayın özelliğine göre İşsizlik fonu veya Adli Yardım fonundan ödenmesi yönünde yasal düzenleme yapılmalıdır.
• CMK Ücretlerinin hiç değilse Avukatlık Asgari Ücret tarifesi seviyesine çıkarılması gerekmektedir.
• Beraat vekalet ücretlerinin ve Adli yardım ücretlerinin ödenmesinde yaşanan gecikme problemi (özellikle Pandemi sürecinin yarattığı ilave ekonomik problemlerde nazara alınarak ) giderilmelidir.
• İstihdam edilen genç avukatların çalışma koşullarının,  mesleğin onur ve vakarına uygun ve denetlenebilir olmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Yapılacak  denetimlerin Barolar kanalı ile yürütülmesi yasal düzenleme ile sağlanmalıdır.
• Ciddi ekonomik problemlerle mücadele eden Stajyer avukatların özlük haklarının hakim ve savcı adayları ile eşitlenmesi, mutlaka devlet eli ile ücret ödenmesi, sosyal güvencelerinin sağlanması gerekmektedir.
• Hukuk fakültesi sayısının kontrolsüzce artması nedeniyle ivedilikle yeni fakülte açılmaması, kontenjanların sınırlandırılması, mevcut fakültelerin eğitim standartlarının yükseltilmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
• Avukatlık sınavı yapılmalı ancak yapılacak sınavın TBB nin de ortak olduğu bir yapı tarafından gerçekleştirilmesi planlanmalıdır. Hakim, savcı ve avukatlık sınavlarında objektif değerlendirme tartışmaları yaratan mülakat yöntemi terk edilmelidir.
• Kamuda görev alan meslektaşlarımızın  görevlerinin kariyer meslek sınıfına alınması ve haklarında 4800 ek gösterge, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı gibi hususlarda düzenleme yapılması gerekmektedir. TBB tarafından Adalet Bakanlığı’na kamu Avukatları ile ilgili olarak sunulan taleplerde, sadece hukuk müşavirlerinin kariyer meslek sınıfına alınması önerilirken Avukatlar için böyle bir talepte bulunulmamıştır. Bununla birlikte kamu Avukatları için 4800 ek gösterge, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı gibi hususlar talep edilmiştir. Oysa makam tazminatı, özel hizmet tazminatı gibi hususlar sadece kariyer meslek sınıfında olan unvanlar için söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla TBB tarafından yapılan bu öneriler sadece hukuk müşavirleri için bir anlam ifade etmektedir. Bu nedenlerle; Hukuk müşaviri ve Avukat ayrımı yapılmaksızın kamuda çalışan tüm Avukatların KARİYER MESLEK SINIFI olarak kabul edilmesine yönelik  bir düzenleme yapılmasını talep etmekteyiz.
3-Ülkemizi etkisi altına alan Pandemi süreci nedeniyle Yargı mensupları Adliyelerde Yaşam Savaşı vermektedir.
• Ülkemizi etkisi altına alan Pandemi’nin Mart-Temmuz aylarına itibarla çok daha vahim bir boyut kazandığı nazara alındığında Adliyelerde bu dönemin koşullarına uygun tedbirler alınması gereği ortadadır.
• Bu bağlamda karar ve tanıklı celseler dışında meslektaşlarımızın mazeret ve dosyaların münderecatına ilişkin talep dilekçelerinin kabulü ile taleplerinin yerine getirilmesi noktasında kolaylık sağlanmalıdır.
• Bazı Mahkemelerce duruşma saatleri, dosyaların  geldiği safahat nazara alınmaksın (tanık dinlenmesi, karar duruşması vs.) standart olarak 5 ya da 10 dakikalık fasılalarla düzenlemekte ancak çoğunlukla duruşmalar çok daha geç saatlerde yapılabilmektedir. Emek yoğun çalışan meslektaşlarımızın tüm gün Adliye kalmasına neden olan  bu durum mesai saati düzenlemesi de dikkate alındığında adliye içerisinde iş yoğunluğunun  artması sonucunda meslektaşlarımızın daha çok bulaş riskine maruz kalmalarına neden olmaktadır. Bu nedenlerle, Mahkemelerce duruşma aralıklarının, duruşmalarda yapılacak yargılama faaliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi ve  duruşmaların mümkün oldukça saatinde başlanarak icra edilmesi gerekmektedir.
• Adalet Bakanlığı tarafından oluşturulan ‘Mahkeme Yönetim Sistemi Destek Projesi’ kapsamında, adliyelerde hakim ve savcıların odaları avukatlar bakımından ‘girilemeyecek yerler’ olarak belirlenmiş ve pilot uygulamaya başlanmıştır. Avukatlar, hakim ve savcılar gibi Yargı’nın kurucu ve eşit unsurudur. Bu sebeplerle Avukatların da çalışma yeri olan adliyelerde kırmızı alanlar yaratılmak suretiyle savcılara veya hakimlere erişimin engellenmesine yönelik uygulamalara son verilmesi hukuk devleti ilkesinin ve adaletin bir hizmet olma anlayışının gereğidir.
• Covid 19 nedeniyle İdari İzinli ya da hastalık sebebiyle karantinada olan yargı mensubu ve personel sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Zahiride devam eden Yargı faaliyeti ciddi anlamda sekteye uğramış adeta durmuş durumdadır. Bu halde olan Mahkeme Hakimlikleri yada kalemlerine görevlendirilen kişilerin iş ve işlemlere devam etmesi gerekirken hakimler tarafından çoğunlukla avukatların mazeret dilekçesi vermesi baskılanmakta , kalemlerde ise işin yürütümü emaneten ve ciddi gecikmelere  sebebiyet verecek şekilde devam etmektedir. Geçici yetki ile görevlendirilen yargı mensubu ve personelin adli işlemlerin devamı için gerekli hassasiyeti göstermesi gerekmektedir.
• Hakim ve Savcı yardımcılığı uygulamasının ivedilikle hayata geçirilmesi yargılama faaliyetlerinin daha hızlı ve kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi açısından faydalı olacaktır.
• Meslektaşlarımızın adliye ya da icra dairelerine Uyap üzerinden gönderdikleri dilekçelerde vaki talepleri muhataplarınca çoğunlukla yerine getirilmemekte, gecikmeler ve dolayısı ile hak kayıpları yaşanmaktadır. Yargının tüm süjeleri için mevcut yaşamsal tehlike karşısında Yargı iş ve işlemlerinin gecikmeksizin devamının sağlanması  , adliye ve icra dairelerine fiziki olarak gidilmemesi ve bu surette bulaş riskinin önlenmesi için  UYAP üzerinden gönderilen dilekçe ve taleplerin zamanında işleme alınması gerekmektedir.
• Duruşmalarda tutanakların taraf vekillerine verilmesi hususunda halihazırda sıklıkla sorun yaşanmaktadır. Daha önce de yaşanan bu sorunla ilgili olarak Adalet Bakanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü’nün Türkiye Barolar Birliği’ne yazdığı 26 Kasım 2018 tarih ve 31226 sayılı cevabi yazısında da belirtildiği üzere
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile Bölge Adliyeleri ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik ile Bölge İdare ve Vergi Mahkemelerinin İdari İşler ile Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine ilişkin yönetmeliğinin ilgili maddeleri uyarınca Adalet komisyonlarına yazı yazılarak tutanaklarının taraf vekillerine verilmesi gerekliliği hususu hatırlatılmalı, aksi yönde davranan Yargı mensupları hakkında gerekli yasal işlemler yapılmalıdır.
• Covid-19 tehdidinin adliyelerde yoğun olduğu, vaka sayısının çok görülmesi nazara alınarak aşı önceliği tanınan gruba Yargı mensuplarının da (Avukat,Hakim,Savcı ve yargı çalışanları vb. ) dahil edilmesi bakımından gerekli çalışmanın ivedilikle yapılması gerekmektedir.
• İçinde bulunduğumuz süreç içerisinde olumsuz etkilerini daha yoğun bir şekilde yaşadığımız üzere Adalet Komisyonları ve İl Hıfzıssıhha Kurullarında Baro temsilcilerinin yer alması sağlanmalıdır.
• Kadına, çocuğa yönelik şiddet ve istismar vakaları ile çevre katliamlarına ilişkin davalara Baroların katılma taleplerinin kabulü için gerekli yasal düzenlemenin yapılması gerekmektedir.
• Cezaevi izleme kurullarında Baro temsilcilerinin olmasına  ve raporların Barolara gönderilmesine yönelik yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
4-Yargı Reformunun temel amacı Hukuk Devleti ilkesini tüm mekanizmaları ile hayata geçirmek olmalıdır:
• Yargının en temel problemi yargı bağımsızlığıdır. Demokratik bir hukuk reformu yapılarak evrensel hukuk ilkelerinin kaim, hukuk devletinin tüm mekanizmalarının işlerlik kazanması öncelikli amaç olmalıdır.  
• 2019 yılı Mayıs ayında “Yargı Reformu Stratejisi” kapsamında kamuoyu ile            paylaşılıp duyurulmasına rağmen aradan geçen 19 aylık sürede henüz hukukumuza kazandırılamayan 1. Bölümde detaylarını belirttiğimiz “Savunmanın yargılamaya etkin katılımının sağlanması“ da dahil tüm hedeflerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.
• Anayasa değişikliği ile oluşturulan HSK’nın mevcut yapısı Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerine gölge düşürmektedir. Özellikle 15 Temmuz sonrası göreve alınan hakim ve savcıların nitelik problemi Yargı’nın işleyişini olumsuz etkilemiştir. Bu nedenle Yargı’nın demokratik hukuk ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandırılması gereği ortadadır.
• Kamuoyuna açıklanan Yargı Reformu Strateji belgelerinde ifade edilen Coğrafi teminat dahil olmak üzere tüm unsurları ile  ‘Yargı Teminatı’ nın tesis edilmesi gerekmektedir. Yargının kurucu unsuru olan Savunmanın etkinliğinin sağlanması ve Yargının sağlıklı kararlar verebilmesi için savunmanın güçlendirilmesi için ‘Savunma Teminatı’ nın sağlanması gerekmektedir.
• Hukuk Devleti olmanın en önemli kriterlerinden olan genel Yasama tekniğinin ve normlar hiyerarşisinin bir kenara bırakılması nedeniyle tartışmalı hale getirilen  ‘Hukuki Güvence’ nin yeniden tesisi ile ülkenin ekonomik, sosyal, siyasal sorunlarının çözümünde hukukun etkin hale getirilmesi sağlanmalıdır.
• 5235 sayılı "Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun" unun 10. Maddesi ile kurulan Sulh Ceza Hakimliklerinin doğal hâkim ilkesine aykırı yapısı, uygulama sorunları ve Hakimlikçe verilen kararlara itiraz usulü itibariyle en öncelikli reform hedefleri arasında yer olacak şekilde kaldırılmalıdır. Sulh Ceza Hakimlikleri yerine değişiklik öncesi mevzuatımızda olduğu üzere hukuk devleti ilkesine, kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma hakkına ve doğal hakim ilkesine uygun iki dereceli itiraz imkanı veren bir sistem kurulmalıdır.
• Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gereğince Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması  sağlanmalıdır.
• Mahkeme kalem müdürleri, icra müdürleri ve noter başkatiplerinin hukukçu olması sağlanmalıdır.
• Sigorta aracılık faaliyeti yapanların ve adliye önündeki dilekçecilerin yasal olarak engellenmesi için kanuni düzenleme yapılmalıdır.
• Avukat vekaletnamelerinin avukat/baro tarafından düzenlenebilmesine ilişkin yasal düzenleme yapılmalıdır.
 * Avukatlıkta uzmanlaşmanın, hakim yardımcılığı, savcı yardımcılığı kurumlarının etkin ve doğru adalet için hukukumuza kazandırılması gerekmektedir.
• Yargının tarafsız olmak zorunluluğu kadar tarafsız görünmek zorunluluğu da bulunmaktadır. Bu nedenle yargılamalarda “ tarafsızlığa” ve “silahların eşitliği ilkelerine” aykırı düşen tüm uygulama ve görünümlerin yeniden düzenlenmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
• Tüm yargılamalar görüntü ve ses kaydına alınarak ileride yapılacak incelemelere ve değerlendirmelere esas olmak üzere dava dosyasına eklenerek usul hükümlerinin uygulanması ve keyfi uygulamaların önüne geçilmesi sağlanmalıdır.
• Bölge Adliye Mahkemelerindeki tıkanıklığın kalıcı şekilde giderilmesi sağlanarak “gecikmiş adalet” yaratılmamalı, Bölge Adliye Mahkemeleri arasında görülen aynı konudaki farklı kararların giderilmesini sağlayan hukuki mekanizma derhal uygulamaya alınmalıdır.
• Arabuluculuk uygulamasına mutlaka “zorunlu taraf vekilliği” getirilmeli ve hak kayıplarının doğumuna engel olunmalıdır.
• Bilirkişilik kurumunun adaleti belirleyen olmaktan çıkarılarak, adalete yardımcı olan yapıda sınırlandırılması için gerekli önlemler alınmalıdır.
      ​​Yukarıda sıralamaya çalıştığımız yargının ve savunma mesleğinin sorunları ile çözüm önerilerimizi,  gerçekleştirmeyi bir kez daha talep etmekte olduğumuz yüzyüze ya da video konferans yöntemli toplantıda ayrıntılandırmak üzere saygı ile sunarız.
 
Adana Barosu 
Ağrı Barosu
Amasya Barosu
Ankara Barosu 
Antalya Barosu
Ardahan Barosu
Artvin Barosu
Aydın Barosu
Balıkesir Barosu 
Batman Barosu
Bilecik Barosu
Bingöl Barosu
Bolu Barosu
Burdur Barosu
Bursa Barosu
Çanakkale Barosu
Denizli Barosu
Düzce Barosu
Edirne Barosu
Eskişehir Barosu
Gaziantep Barosu
Giresun Barosu
Hakkari Barosu
Hatay Barosu
İstanbul Barosu
İzmir Barosu
Kahramanmaraş Barosu
Kars Barosu
Kastamonu Barosu
Kayseri Barosu
Kırıkkale Barosu
Kırklareli Barosu
Kocaeli Barosu
Konya Barosu
Malatya Barosu
Manisa Barosu
Mardin Barosu
Mersin Barosu
Muğla Barosu
Muş Barosu
Niğde Barosu
Ordu Barosu
Sakarya Barosu
Samsun Barosu
Siirt Barosu
Tekirdağ Barosu
Tokat Barosu
Trabzon Barosu
Tunceli Barosu
Uşak Barosu
Van Barosu
Yalova Barosu
Yozgat Barosu
Zonguldak Barosu

24.12.2020
İSTASYON CAD.TİCARET SARAYI KAT:2 ŞAHİNBEY GAZİANTEP
0 342 231 52 90
iletisim@gaziantepbarosu.org.tr
www.gaziantepbarosu.org.tr ©
X